28 Şubat 2016 Pazar

Kurtlara Söyle Eve Döndüm - Carol Rifka Brunt





Aşk insanı büyütür; önce hissettirdiği tarifsiz mutluluk sonra kaybetmenin verdiği derin acıyla... Günün birinde kimselere bahsedemeyeceğiniz türde bir sevgiye kapılırsanız? En derine gömmeniz gereken ve ne kadar uğraşsanız da bir türlü peşinizi bırakmayan. Yok olup gideceğine zamanla daha da büyüyerek varlığınızı kaplayan ve sonunda ta kendiniz olup size dönüşen bir sevgiye? Her bitişin yeni başlangıçlara açılan bir kapı olduğunu hatırlatan Kurtlara Söyle Eve Döndüm, ön yargıların yalnızca gerçek sevgiye boyun eğdiğinin de güzel bir kanıtı...







Yeni bir kitap yorumuyla herkese merhaba ^^
Okul nedeniyle bloguma hiç zaman ayıramıyorum ve aynı zamanda çok kitap da okuyamıyorum. 
Fakat bu beni yıldırıyor mu? - Yoooo
Kurtlara Söyle Eve Döndüm'ü bitireli baya zaman geçti fakat ancak şuan yorum yapabilecek vakti bulabiliyorum. Kitap, biliyorsunuz ki herkes tarafından aşırı övüldü ve aşırı beğenildi. Fakat ben aşırı aşırı derecede beğenemedim ne yazık ki. Sadece çok saf ve güzel bir sevgi, çok derin bir aşk okudum. Kimi yerlerinde sıktı kitap beni, fakat kimi yerlerinde de "Ya şimdi nolucak şimdi eyvah eyvah" modundaydım. Anlaşılacağı üzere kitap hakkında karışık düşünceler içerisindeyim -,-



Kitabın konusunu herkes az çok biliyordur fakat ben yine de kısaca bahsediyim :
~ Kitabımız ana karakterimiz June'un ağzından anlatılıyor. Çoğu yerde kızdığım June'a alışmam 200 sayfa falan sürdü sanırım. June'un ablası Greta, dayıları Finn ve Finn'in erkek arkadaşı Toby çevresinde dönen olay, hakkını yiyemem çok özgün ve güzel fakat kitabın çok düz ilerlediğini düşünüyorum. Toby ve Finn arasındaki aşk o kadar güzel anlatılmış kii, evet; homofobikseniz ön yargılarınız kırılabilir. İlk sayfalarda sıkıldığımı söylesem de son sayfalara doğru kitaba alıştım ve bittiğinde -Okuduğuma pişman değilim- dedim içimden. Çünkü cidden çok saf bir aşk okuyorsunuz ve bittiğinde kötü yorum yapasınız gelmiyor.





-Kitabın yurt dışı kapaklarını da çok farklı ve güzel buldum bu arada-


Alıntılar

Eğer çok param olsaydı dönümlerce orman satın alırdım. Etrafına bir duvar örer, içinde sanki başka bir zamandaymış gibi yaşardım. Belki orada benimle yaşayacak başka birini daha bulurdum. Şimdiki zamana ait hiçbir şeyden söz etmeyeceğine söz verecek birini. Böyle birini bulacağımdan şüpheliyim. Henüz bu tür bir söz verecek birine hiç rastlamadım.

~~~~
Senin için dileğim bu.
Senin, dünyanın en iyi insanlarını tanımanı istiyorum yalnızca.


~~~~

İnsan istediği şeye inanmaya çalışsa da bu hiçbir zaman işe yaramıyordu. Sonuç hoşuna gitse de gitmese de, sonunda neye inanacağına beynin ve kalbin karar veriyordu.

~~~~


Yalnızca dünyanın en mutsuz insanları sonsuza dek yaşamayı ister, çünkü hayatları boyunca istedikleri hiçbir şeyi yapamadıklarını düşünürler. Yeterince zamanları olmadığını, hayattan paylarına düşeni alamadıklarını hissederler.

~~~~

Kimse öykümüzü bilmiyor; diye düşündüm.
Kimse öykümüzün ne kadar acıklı olduğunu bilmiyor.


















Sonunda bir kaç yerde gözlerimin dolduğunu da söylemeden geçemeyeceğim. 
Merak ediyorsanız alıp okuyun ve dünyaya ön yargısız bakmayı huy edinin :') 
Umarım insanların birbirine anlayış gösterdiği, birbirlerine saygı ve sevgiyle yaklaştığı bir dünyaya dönüşürüz.
Sevgilerle



Puanım: 4
Orjinal adı: Tell The Wolves I'm home
Yazar: Carol Rifka Brunt
Sayfa Sayısı: 527

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...