11 Temmuz 2018 Çarşamba

La Casa De Papel Dizi Yorumu


Profesör lakaplı suç dehası, planladığı soygun için hayatları kötü giden sekiz sabıkalı kişiyi bir araya getirir. Beş ay boyunca her gün kusursuz bir plan için çalışan bu sekiz hırsız, beş ayın sonunda  kendilerini İspanya Kraliyet Darphanesi'ne kilitlerler.



Herkese merhabaa!!
Blogumda ilk kez dizi yorumu yapıyorum çünkü bu dizinin üzerimde yarattığı etkiyi paylaşmam gerek. Sınavım dolayısıyla aşırı popüler olduğu vakitler izleyemedim, bu sebeple üç gün önce falan başladım, bitirdim ama keşke bitmeseydi. GERÇEKTEN ÇOK ÇOK ÇOK BEĞENDİM. BEĞENMEYENLER OLABİLİR, SÜREKLİ KUSURLARINI KONUŞANLAR OLABİLİR AMA BÜTÜNE BAKTIĞIMIZDA BEĞENMEYECEK BİRİNİN OLACAĞINI SANMIYORUM. BU KADAR DA EMİNİM, ÇOK GÜZEL DİZİ GERÇEKTEN ÇOK GÜZEL.(caps locku heyecanlandığım için açtım dfvgb)




Anafikir, konu, karakterler, oyunculuklar, soundtrack(ciao bella ciao ciao ciao!), mekanlar, sahne geçişleri, şehirli mahlaslar her şey çok çok güzeldi. Gerçekten çok beğendim, izlemeyen varsa şiddetle tavsiye ederim. Size hafiften karakterlerden falan bahsediyim, izlediyseniz nostalji olsun; izlemediyseniz bir fikir olsun (biraz spoiler olabilir):

KARAKTERLER

Profesör

Küçüklüğü hep hastanelerde geçmiş ve babası onun masrafları için soygunculuğa başlamış. Darphane soygunu aslında babasının planı fakat soygunu yapamadan vefat ediyor. Profesör de babası için bu kusursuz planı devreye sokuyor. Ben profesörü sevdim. Oyunculuk da samimiyet de bence çok güzel. Salva, Sergio gibi türlü karakterlere büründü. Hele hurdalıktan kaçtığı bir sahne var ki on numara, ağzım açık izledim. Seviyorum seniiii Salva!

Dedektif Raquel Murillo 

Soygun olayını yürüten polis Raquel, kendisi gibi polis olan eşi tarafından şiddete maruz kalmış. Kızı ve annesi tüm dünyası. Aynı zamanda işine bağlı güçlü bir karakter. Dizi boyunca kadının ruh halini içimde yaşadım ve ona çok acıdım. Peşinde olduğu soyguncuya aşık oldu, hah empatisi bile korkunç. Hele son iki bölüm beni benden aldı, gerçekten nasıldı öyle ay ay. Velhasıl sevdiğim bir karakter. Kendisini izlediğim için çok memnunum.
Seni seviyorum Dedektif!

Tokyo

Geçmişte sevgilisini silahlı bir soygunda kaybedince kaçak yaşamaya başlamış. Tam polislere yakalanacakken Profesör'ümüz Tokyo'yu çeteye dahil ediyor. Benim çetede tek sevmediğim üye. Gerçekten hiç ama hiç sevmiyorum. Çok sapkın ve fazla anarşik. Yaşanılan tüm aksiliklerde ya doğrudan ya dolaylı yoldan parmağı var.
Sevmiyorum seni Tokyo.....

Berlin

Berlin...Ruhu hasta, bedeni hasta ama hassas noktası sadıklık. Profesörle aralarında çok kuvvetli bir bağ var. Pislik gibi görünse de içinde çok narin ve hassas biri. Rehinelerden birine takıntılı şekilde sevgi besliyor. Dizi boyunca sakinliğini, soğukkanlılığını ve disiplinini korudu. Narsist bir karakter ama ortakları için de yapamayacağı şey yok. Benim eeeen sevdiğim karakterlerden.
Berlin'i ve bu karakteri canlandıran oyuncumuz Pedro Alonso'yu çoook seviyorum!

Nairobi

Hiç kimsenin bilmediği bir oğlu var ve çeteye girmesinin sebebi zengin olup oğlunu yanına almak istemesi. Acayip güzel bir karakter, acayip güzel bir oyunculuk. Kalbimi fethettin Nairobi. O nasıl bi enerji öyle?! Çok güçlü ve bir o kadar eğlenceli. Hem duygusal hem komik hem güçlü. Oyunculuğun da çoook güzel Alba Flores.
En çok seni seviyoruuuum!♥

Denver

Gülüşü güzel Denver. Babasıyla beraber hayallerini gerçekleştirmek için çeteye katılıyorlar. Çok temiz kalpli ve çok iyi bir insan. Gerçekten en sevdiğim karakterlerden biri. Aynı zamanda çok komik. Üzgün olduğu kısımlar kalbime dokundu, sen hep gül Denver. 
Seni çok seviyorum♥

Moskova

Denver'in babası. Adam gibi adam Moskova. Oğlu bu dünyada en sevdiği şey ve onun için yapmayacağı şey yok. Beraber hayalleri için soyguna girişmişler. Gerçekten tam bir baba, çok güzel bir insan, çok çok sevilesi bir karakter. 
Seviyorum seni Moskova baba!

Rio

Çetemizin en küçük üyesi. Tokyo'ya hunharca aşık. Çok saf ve iyi niyetli. Tokyo'nun aklına uymasaydı daha çok sevebilirdim. Ne yazık ki aşkından sağlıklı düşünemiyor. 
Masumluğundan ötürü seni seviyorum Rio

Oslo ve Helsinki

Ayrılmaz Sırplı kuzenler Oslo ve Helsinki. Sanıyorum Oslo dizi boyunca hiç konuşmadı. Helsinki onun yerine konuştu nasıl tatlı bir karakter öyle Helsinkiii. Görünüşünden ötürü vurdulu kırdılı bir insana benziyor ama minicik bir kalbi var, çok güzel bir insan.
Sizi seviyorum.

Monica

Darphanenin müdürü Artoru'nun sekreteri. Soygunun olduğu gün Arturo'dan hamile olduğunu öğreniyor. Çok cesur ve güçlü bir kadın. Denver'le de çok güzeller ♥


Profesör'ün amacı birilerini inciterek para çalmak değil. Tersine halkın gönlünü kazanarak insanlara mesaj vermek. Dizi boyunca her sıkıntıdan zekasıyla kurtuluyor. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünmüş. Fakat hesaba katmadığı bir şey var: "Aşk"


Gerçekten de kusursuz planın bocalamasının sebebi, dikkatsizliklerin boy göstermesi, grup içinde yaşanan gönül ilişkilerinden kaynaklanıyor. Tokyo ve Rio hariç tüm çiftleri sevdim ben. Yalnızca bu kadar kusursuzca yürütülen bir soygunda Profesör'ün Dedektif'e aşık olmasını çok acemice buldum. Neyse ki güzel bitti, ölümler hariç her şey çok güzeldi...



Aksiyon ve heyecan bir an olsun dinmedi. Her an "Acaba bu sefer nasıl kurtulacaklar?" düşüncesi beynimdeydi. Bir an olsun sıkılmadım ve diziyi gerçekten çok beğendim. Başlamadan önce önyargılıydım fakat önyargılarım çok yersizmiş. Herkese tavsiye ediyorum. İzleyin, izlettirin.
Çok çok çok güzel. Artık fangirlüm galiba ehe. Sevgilerimleee

La Casa De Papel - Bella Ciao

Dil: İspanyolca
Kanallar: Netflix, Antena 3
Sezon Sayısı: Şimdilik 2
Puanım: 5


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...